Almanya’da başka bir ülkenin vatandaşlığını alan kişilerin Alman vatandaşlığını otomatik olarak kaybedip kaybetmediği konusu yeniden tartışma konusu oldu. Federal İdare Mahkemesi’nin 4 Mart 2026 tarihli kararı, özellikle geçmişte yeniden Türk vatandaşlığına geçen binlerce kişi açısından yeni hukuki süreçlerin önünü açabilir.
HamburgHaber.de
HAMBURG – Almanya’da çifte vatandaşlık konusu, 4 Mart 2026 tarihinde verilen önemli bir mahkeme kararıyla yeniden gündeme geldi. Federal İdare Mahkemesi (BVerwG), eski vatandaşlık düzenlemesi kapsamında yabancı bir vatandaşlık kazanan kişilerin otomatik olarak Alman vatandaşlığını kaybetmiş sayılıp sayılamayacağı konusunda dikkat çeken bir karar verdi.
Hukukçulara göre bu karar, özellikle geçmiş yıllarda Türk vatandaşlığını yeniden alan birçok kişi açısından yeni hukuki tartışmaların önünü açabilir.
Eski yasa otomatik vatandaşlık kaybı öngörüyordu
Alman Vatandaşlık Yasası’nın eski düzenlemesine göre (2000–2024 yılları arasında yürürlükte olan düzenleme), bir Alman vatandaşı başka bir ülkenin vatandaşlığını aldığında, kural olarak Alman vatandaşlığını otomatik olarak kaybetmiş sayılıyordu. Bu durumda kişinin Avrupa Birliği vatandaşlığı da sona eriyordu.
Ancak uygulamada birçok kişi bu hukuki sonucu bilmiyor ya da yanlış bilgiler nedeniyle başka bir vatandaşlığı kabul ediyordu. Bu durum, yıllar sonra vatandaşlık makamları ve mahkemeler açısından karmaşık hukuki süreçlere yol açtı.
Türk kökenli iki kişi üzerinden başlayan dava
Karara konu olan olayda, 1959 ve 1970 doğumlu iki eski Türk vatandaşı 1974 yılından beri Almanya’da yaşıyordu. Bu kişiler 1999 yılında Alman vatandaşlığına geçti. Ancak kısa süre sonra Türkiye’de yeniden vatandaşlık başvurusunda bulundular.
Başvuru öncesinde Alman vatandaşlığını korumak için gerekli olan “Beibehaltungsgenehmigung” (vatandaşlığı koruma izni) alınmadı. Türkiye 2000 yılında başvuruyu kabul etti ve söz konusu kişiler yeniden Türk vatandaşı oldu. Bu durum Alman makamlarına ancak yıllar sonra bildirildi.
Yetkili makam 2021 yılında yaptığı inceleme sonucunda bu kişilerin Alman vatandaşlığını kaybettiklerine karar verdi. Bunun üzerine dava açıldı.
Avrupa hukuku devreye girdi
Davaya bakan Düsseldorf İdare Mahkemesi, konuyu Avrupa hukuku açısından değerlendirmek için Avrupa Birliği Adalet Divanı’na başvurdu. 2024 yılında verilen kararda kesin bir çözüm ortaya çıkmasa da Avrupa Birliği vatandaşlığının kaybı konusunda “orantılılık incelemesi” yapılması gerektiği vurgulandı.
Bunun üzerine Düsseldorf İdare Mahkemesi, 2024 yılında verdiği kararda vatandaşlığın otomatik kaybedildiği yönündeki idari işlemi iptal etti.
Federal İdare Mahkemesi: Orantılılık şart
Son olarak dosyayı inceleyen Federal İdare Mahkemesi, 4 Mart 2026 tarihli kararında önemli bir ilke ortaya koydu.
Mahkemeye göre:
-
Alman vatandaşlığının kaybı aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığının da kaybına yol açıyorsa
-
Bu kayıp ancak kamu yararı ile bireysel hakların somut şekilde tartıldığı bir “orantılılık incelemesi” sonucunda mümkün olabilir.
Eğer bu inceleme yapılmadan vatandaşlık kaybı gerçekleşmişse, hukuken sanki vatandaşlık hiç kaybedilmemiş gibi değerlendirilebileceği ifade edildi.
Ancak mahkeme somut davada nihai kararı vermedi ve dosyayı yeniden incelenmesi için alt mahkemeye geri gönderdi.
Binlerce kişiyi etkileyebilir
Hukukçulara göre bu karar, geçmişte benzer durumda olan çok sayıda kişinin dosyasını yeniden gündeme getirebilir. Özellikle 2000–2024 yılları arasında başka bir vatandaşlık alan ve Alman vatandaşlığını kaybettiği söylenen kişiler açısından yeni başvuru ve dava süreçleri ortaya çıkabilir.
Uzmanlar, vatandaşlığın kaybedildiğine dair bir karar bulunan kişilerin şu konuları kontrol etmesini öneriyor:
-
Kararda Avrupa hukuku kapsamında orantılılık incelemesi yapılıp yapılmadığı
-
İtiraz veya dava süresinin devam edip etmediği
-
Gerekirse işlemin yeniden incelenmesi için başvuru yapılması
Bu tür durumlarda uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınmasının önemine dikkat çekiliyor.
“Af düzenlemesi” çağrısı
Hukukçular ayrıca siyasi makamlara da çağrıda bulunuyor. Mevcut durumun binlerce yeni davaya yol açabileceği belirtilerek, yasa koyucunun eski vakalar için bir af düzenlemesi veya basitleştirilmiş yeniden vatandaşlık modeli getirmesinin hem vatandaşlar hem de kamu kurumları açısından daha sağlıklı olacağı ifade ediliyor.
Türk kökenli milletvekillerine çağrı
Konuyla ilgili değerlendirmelerde, Alman parlamentosundaki Türk kökenli siyasetçilerin de nasıl bir tutum alacağının merak edildiği belirtiliyor. Özellikle Hakan Demir, Macit Karaahmetoğlu ve Mahmut Özdemir gibi isimlerin bu konuda ne tür girişimlerde bulunacağı sorusu gündeme getiriliyor.
Uzmanlara göre kararın gerekçesi yayımlandıktan sonra hukuki ve siyasi tartışmaların daha da yoğunlaşması bekleniyor.
