NSU tarafından 2001 yılında Hamburg’da öldürülen S. Taşköprü, ölümünün 25. yılında anılırken, kentteki hafıza, adalet arayışı ve eksik kalan yüzleşme tartışmaları da yeniden gündeme geldi. Fotograf:NDR
Editörün Köşesi | Ahmet Durmuş
Unutmak da Bir Tercihtir… Biz Unutmayacağız
Dün, Hamburg’un hafızasında silinmemesi gereken bir tarihin yıldönümüydü.
27 Haziran 2001’de, henüz 31 yaşındaki Süleyman Taşköprü, babasıyla birlikte işlettiği meyve-sebze dükkânında, NSU adlı ırkçı terör örgütünün kurşunlarıyla katledildi. Geride genç bir eş, küçük bir kız çocuğu ve ömür boyu dinmeyecek bir acı bıraktı. Cinayetin gerçek failleri ise yıllarca ortaya çıkarılamadı; çünkü devlet kurumları, katilleri aramak yerine ailenin ve çevresinin üzerinde durmayı tercih etti. Ancak NSU’nun 2011 yılında ortaya çıkmasıyla bu cinayetin de diğer göçmen cinayetleri gibi ırkçı bir terör saldırısı olduğu anlaşıldı.
Bugün Hamburg’da Süleyman Taşköprü’nün adını taşıyan bir cadde var.
Bu isim, sadece bir sokak tabelası değildir. Aynı zamanda bu kentin geçmişiyle yüzleşme sorumluluğunu da simgeler.
Ancak bir caddeye isim vermek, adaletin yerini tutmaz.
Aradan tam 25 yıl geçti. Bugün hâlâ Süleyman Taşköprü’nün neden hedef seçildiğine ilişkin bütün sorular cevaplanabilmiş değil. Hamburg, NSU cinayetlerinin işlendiği eyaletler arasında hâlâ parlamenter soruşturma komisyonu kurmayan tek eyalet olma özelliğini sürdürüyor. Bunun yerine bilimsel bir araştırma yürütülüyor ve son günlerde bu çalışmanın ilerleyebilmesi için cinayet dosyalarına erişim konusunda hukuki girişimler başlatıldı.
Bu yıl yapılması planlanan merkezi anma programı ise, Taşköprü ailesinin kendilerini yeterince dinlenmemiş ve sürece yeterince dahil edilmemiş hissetmesi nedeniyle gerçekleşmedi. Bu da bize gösteriyor ki gerçek bir anma, sadece tören düzenlemekle değil, mağdur ailelerinin sesini duymakla mümkündür.
HamburgHaber olarak bu yıldönümünü dün yayımlayamadık.
Gazetecilikte bazen haber atlanabilir. Ancak bazı tarihler vardır ki üzerinden bir gün geçse de önemini kaybetmez. Çünkü mesele takvim değil, hafızadır.
Süleyman Taşköprü’nün adı yalnızca Türk toplumunun değil, bu şehirde birlikte yaşamanın, demokrasiye sahip çıkmanın ve ırkçılığa karşı ortak mücadelenin sembollerinden biridir.
Biz, Hamburg’da yaşayan Türkçe konuşan toplumun sesi olma iddiasındaki bir yayın organı olarak, onun adını anmayı bir görev kabul ediyoruz.
Unutursak sadece bir insanı değil, adalet arayışını da kaybederiz.
Süleyman Taşköprü’yü saygıyla anıyoruz.
Irkçılığın hiçbir türünü normalleştirmeyeceğiz.
Nefretin karşısında hafızayı, sessizliğin karşısında gerçeği savunmaya devam edeceğiz.
Editörün Köşesi | Tüm Yazıları
