Hamburg’da Tiyatro 4 Çeyrek’in yalnızca basın mensuplarına yönelik düzenlediği özel ön gösterimde, folklor ve tiyatro çalışmaları sahneye taşındı. Harmandalı ve Çökertme’den çevre temalı kısa oyuna uzanan buluşma, göçmen toplumun kültürel üretim arayışına dair güçlü bir izlenim sundu.
♦♦ Ahmet Durmuş
Hamburg’da kültür ve sanat alanında son yıllarda dikkat çeken en önemli olgulardan biri, göçmen toplumun kendi üretim alanlarını yeniden kurma çabasıdır. Bu çaba zaman zaman küçük sahnelerde, kimi zaman bir dernek lokalinde, kimi zaman da birkaç kişinin omuzladığı gönüllü girişimlerde kendini gösteriyor. Tiyatro 4 Çeyrek de bu arayışın son örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Birkaç gün önce HamburgHaber’de yayımlanan “Tiyatro 4 Çeyrek ve Göçmen Toplumun Kültür Yolculuğu” başlıklı yazıda, bu oluşumun potansiyeline ve temsil ettiği kültürel ihtiyaca değinmiştim. Bu kez, davet üzerine yalnızca basın mensuplarına kapalı gerçekleştirilen bir ön gösterimde bu yapıyı sahne üzerinde izleme imkânı buldum. Aslında bu tür karşılaşmalar, bir gazeteci için yalnızca haber üretmekten öte, kültürel bir sürecin nabzını yerinde tutma fırsatıdır.
Küçük bir çalışma salonunda başlayan gösteri, önce folklorla açıldı. Folklor Eğitmeni Tildem Kırtak Gümüşkavak ve ekibi, Ege’nin en bilinen iki oyununu — Harmandalı ve Çökertme’yi — sahneledi. Ancak burada izlenen şey yalnızca bir halk oyunu değildi; aynı zamanda göçmen bir topluluğun memleketle kurduğu bağın yeniden üretimiydi. Ritmin her adımı, hafızanın bir parçası gibi salona yayıldı.
Gümüşkavak’ın anlattıkları bu tabloyu tamamlıyordu. Yaklaşık iki aydır süren çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu söylüyor ama aynı zamanda güçlü bir kararlılığın altını çiziyordu. Folkloru Hamburg’daki Türk toplumuna yeniden kazandırma isteği, aslında bir kültürün kopmaması için verilen küçük ama ısrarlı bir mücadeleydi. Ege’den başlayan bu yolculuğun ilerleyen dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılacak olması da bu çabanın genişlemeye açık olduğunu gösteriyor.
Gösterinin ikinci bölümü ise tiyatroydu. Bu kez sahnede mizah vardı, ancak mizahın içinde sert bir eleştiri gizliydi. Ormanların rant uğruna yok edilmesi, müteahhitlerin kâr hırsı ve doğanın sistemli biçimde tahribi, Karadeniz şivesiyle işlenmiş bir komedi dili üzerinden anlatıldı. Seyirciyi güldüren anların hemen ardından gelen sessizlikler ise oyunun asıl etkisini oluşturuyordu. Çünkü sahnede anlatılan şey, aslında günlük hayatın içinden tanıdık bir gerçeğe işaret ediyordu.
Oyun sonrası sohbetlerde Tiyatro 4 Çeyrek Kurucu ve Sanat Yönetmeni Coşkun Üresin’in yaklaşımı daha da netleşti. Üresin’in anlattığı şey bir tiyatro grubundan çok daha fazlasını işaret ediyordu: sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren, üretimi merkezine alan ve göçmen toplum içinde yeni bir kültürel alan açmayı hedefleyen bir yapı. Tiyatro, folklor, yazarlık atölyeleri ve farklı sanat dallarının aynı çatı altında düşünülmesi, aslında parçalı bir kültürel yapının yeniden bir araya getirilme çabasıydı.
“Dört çeyrek bir araya geldiğinde bir bütün oluşur” ifadesi bu yaklaşımın özeti gibiydi. Seyirci, oyuncu, yönetmen ve sahne… Bu unsurların bir araya gelişi sadece tiyatronun değil, aynı zamanda toplumsal bir birliktelik fikrinin de metaforuna dönüşüyor.
Gösteri sonrası ikram edilen ev yapımı yiyecekler — sarma, kısır, tatlılar ve çay — bu atmosferi daha da somutlaştırdı. Bir sanat etkinliği olmaktan çıkıp bir buluşmaya, hatta küçük bir kültür sofrasına dönüşen bu an, göçmen toplumun kendi içinde nasıl bir dayanışma alanı kurabildiğini de gösteriyordu.
Bütün bu tabloya dışarıdan bakıldığında Tiyatro 4 Çeyrek’i yalnızca bir tiyatro grubu olarak tanımlamak eksik kalır. Daha doğru ifade, onun bir “kültürel üretim alanı” olduğudur. Elbette henüz yolun başındalar; ancak önemli olan da zaten burada başlıyor: niyetin, emeğin ve ısrarın birleştiği yer.
Hamburg’da göçmen toplumun kültürle kurduğu ilişki çoğu zaman kırılgan, dağınık ve bireysel çabalarla ilerliyor. Tiyatro 4 Çeyrek gibi girişimler ise bu dağınıklığın içinde küçük ama anlamlı odaklar oluşturuyor. Belki büyük sahneler kurmuyorlar, ama küçük sahnelerde büyük bir hafızayı yeniden hatırlatıyorlar.
Ve belki de en önemlisi şu: bu tür oluşumlar bize, kültürün yalnızca tüketilen bir şey değil, birlikte yeniden inşa edilen bir alan olduğunu hatırlatıyor.
Gösteriden Kareler:






Soldan sağa: Tiyatro 4 Çeyrek Koordinatör ve Yönetmen Yardımcısı Makbule Çevik, Kurucu ve Sanat Yönetmeni Coşkun Üresin ve Folklor Eğitmeni Tildem Kırtak Gümüşkavak, Hamburg’da gerçekleştirilen basına özel gösterim sonrası hatıra fotoğrafında bir araya geldi.

Tiyatro 4 Çeyrek ekibi, Hamburg’da gerçekleştirilen basına özel gösterim sonrası toplu halde bir araya gelerek hatıra fotoğrafı çektirdi.

