Saha Yağmurlu, Gençler İstekli: Harburg Türkspor’dan Derneklere İlham Olacak Bir Hikâye

Ahmet Durmuş
Ahmet Durmuş

info@hamburghaber.de

f X W

Gençler derneklere gelmiyor mu, yoksa biz onlara kendilerini ait hissedecekleri alanları yeterince açmıyor muyuz? Harburg Türkspor’un bir yılda 50’den 350 sporcuya uzanan hikâyesi, bu soruyu yeniden düşündürüyor.

Dün Hamburg-Harburg’da yağmur yağıyordu. Hem de öyle hafif bir yağmur değil; insanı kapalı bir yere sığınmaya yöneltecek kadar yoğun bir sağanak…

Ama Baerer Straße’deki Harburg Türkspor sahasında onlarca kız ve erkek çocuk antrenman yapıyordu. Koşuyor, top oynuyor, arkadaşlarıyla birlikte vakit geçiriyorlardı.

O manzaraya bakarken Hamburg’daki Türk toplumunun derneklerinde yıllardır duyduğumuz bir şikâyet aklıma geldi:

“Gençler derneklere gelmiyor!”

Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa biz gençlerin gelmesini beklerken onların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve ilgi alanlarını yeterince anlayabiliyor muyuz?

Belki de soruyu biraz değiştirmemiz gerekiyor: Gençler derneklere neden gelmiyor değil, biz onlara nasıl bir alan açıyoruz?

Yağmur altındaki çocukların anlattığı

Harburg Türkspor’un hikâyesi bu soruya üzerinde düşünmeye değer bir cevap sunuyor.

Kulüp başkanı Serdar Korkusuz’un anlattığına göre, geçen yıl yaklaşık 50 aktif sporcuyla yola devam eden kulüp bugün 350 civarında aktif sporcuya ulaşmış durumda. Bunların yaklaşık 225’i gençlerden, yaklaşık 95’i ise kız çocuklarından oluşuyor.

Üstelik kulüp yalnızca futbol oynatmakla yetinmemiş. MMA, jiu-jitsu ve boks gibi farklı branşları da bünyesine katmış. Kız çocuklarının futbola katılımını artırmak için özel bir proje geliştirmiş.

Burada dikkatimi çeken yalnızca büyüyen sporcu sayısı değildi. Asıl önemli olan, çocukların katılabileceği bir ortam oluşturulmuş olmasıydı.

Hamburg Başkonsolosu Berati Alver’in yağmura rağmen gerçekleştirdiği ziyarette çocuklarla sohbet etmesi, onları dinlemesi ve kulübün gönüllü yöneticilerine teşekkür etmesi de bu emeğin görülmesi açısından anlamlıydı.

Çünkü bir çocuğu kazanmak, bazen ona yalnızca bir forma vermekle başlar. Ardından bir takımın parçası olmak, arkadaş edinmek, sorumluluk üstlenmek ve kendine güvenmek gelir.

Derneklerimiz gençleri ne kadar dinliyor?

Hamburg’da Türk toplumunun farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda derneği var. Taraftar dernekleri, yöresel dernekler, kültür kuruluşları ve sosyal dayanışma örgütleri…

Bu derneklerin birçoğu yıllardır gönüllü emekle ayakta duruyor. Büyük fedakârlıklar yapan, zamanını ve imkânlarını toplum için harcayan insanları görmezden gelemeyiz.

Ancak geçmişten bugüne taşınan bu emeğin geleceğe aktarılması için yeni kuşaklarla bağ kurmak zorundayız.

Gençler yalnızca etkinliklere katılan, verilen görevleri yerine getiren ya da büyüklerinin oluşturduğu yapıları devam ettiren kişiler olmamalı. Onların da fikirlerini söyleyebildiği, karar süreçlerine katılabildiği ve kendi projelerini geliştirebildiği alanlar oluşturulmalı.

Bir genç derneğe geldiğinde kendisine ne sunuluyor? Onun düşüncesi soruluyor mu? İlgilendiği konular için imkân yaratılıyor mu? Yoksa yıllardır aynı biçimde sürdürülen faaliyetlere katılması mı bekleniyor?

Her derneğin koşulları farklı. Bir spor kulübünün imkânlarıyla bir kültür veya yöre derneğinin imkânları aynı değil. Ancak gençleri dinlemek ve onlara sorumluluk vermek, her kuruluşun kendi şartları içinde değerlendirebileceği bir konu.

Başarı yalnızca ödülle ölçülmez

Harburg Türkspor’un aldığı Entegrasyon Ödülü elbette önemli. Ancak kulübün asıl başarısı, ödülün kendisinden çok, çocukların ve gençlerin hayatında oluşturduğu imkanlarda yatıyor.

Yaklaşık 95 kız çocuğunun kulüp bünyesinde spor yapması, bu açıdan özellikle dikkat çekici. Çünkü entegrasyon yalnızca farklı toplumların bir arada yaşamasından ibaret değil; insanların ortak faaliyetlerde buluşabilmesi, kendilerini ait hissedebilmesi ve toplumsal yaşamda yer alabilmesiyle de ilgili.

Kulübün bu çalışmalarında Başkan Serdar Korkusuz’un eşi Reyhan Korkusuz da destek veriyor. Özellikle kız çocuklarının kulübe kazandırılması konusunda gösterilen çaba, bu gelişimin arkasındaki emeğin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Kulübün önünde hala çözmesi gereken sorunlar var. Kendisine ait bir tesisi bulunmuyor. Sporcu sayısını artırmak ve faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak için yeni imkânlara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla bu başarıyı yalnızca alkışlamakla yetinmemek, gönüllü çalışmaların nasıl desteklenebileceğini de düşünmek gerekiyor.

Gençlere kızmak yerine kendimize soralım

Harburg Türkspor sahasındaki çocuklar bana önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Gençler için bir şey yapmak istiyorsak önce onları anlamalıyız.

Belki de Türk toplumundaki derneklerin zaman zaman kendilerine şu soruyu yöneltmesi gerekiyor:

“Bize gelmediklerinden şikayet ediyoruz. Peki, onlara kendilerini ait hissedecekleri bir yer açtık mı?”

Bu soruyu sormak, geçmişte emek verenleri eleştirmek veya yapılanları küçümsemek anlamına gelmiyor. Tam tersine, yılların emeğini geleceğe taşımanın yollarını aramak demek.

Çünkü derneklerin kalıcı olması yalnızca bugünkü yöneticilerin fedakârlığına bağlı değil. Gençlerin de o yapının geleceğinde kendilerine yer bulabilmesine bağlı.

Serdar Korkusuz’un sözleriyle, “Türk sporu hepimizin.”

Aslında bu düşünce yalnızca spor için değil, toplum adına yapılan bütün çalışmalar için geçerli.

Gençler bizim geleceğimizse, onlara yalnızca gelecekte yer vermeyi vaat etmeyelim. Bugün de söz hakkı, sorumluluk ve imkan verelim.

Harburg’da yağmur altında antrenman yapan çocukların bize hatırlattığı mesaj tam da bu: Gençleri kazanmanın yolu, onları beklemekten önce onlar için bir şeyler yapmaktan geçiyor.

 

Kiel Gaarden’ı Nesimi Temel’le birlikte sokakta görmek