Gaarden’ı Nesimi Temel’le birlikte sokakta görmek
Bir mahallenin hikâyesi yalnızca siyasetçilerin anlattıklarıyla değil, sokaklarında yürürken gördüklerinizle de anlaşılır. Kiel’in Gaarden semtinde Nesimi Temel’le birlikte geçirdiğim gün, bana tam da bunu gösterdi. Türk esnafının yoğun olduğu Elisabethstraße’den yeni açılan okula, okulun hemen karşısındaki “yarı köprü”den Kiel Merkez Tren İstasyonu çevresine kadar uzanan bu kısa saha gezisi, Gaarden’ın sorunlarını ve değişim arayışını yakından görmemi sağladı.
Hamburg’dan Kiel’e, Schleswig-Holstein Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde SPD’nin Kiel-Ost adayı Nesimi Temel’le söyleşi yapmak için gittik. Amacımız bir masa başında sorular sorup cevapları almak ve dönmekti.
Ama öyle olmadı.
Söyleşinin ardından Temel’le birlikte Gaarden’ın sokaklarına çıktık. Böylece benim için röportaj, yalnızca bir siyasetçiyle yapılan söyleşi olmaktan çıktı; aynı zamanda bir saha gözlemine dönüştü.
Ve doğrusu, Gaarden’ı Temel’in anlattıklarından daha farklı bir şekilde görmeye başladım.
Elisabethstraße: Sokağın dili Türkçe
İlk dikkatimi çeken yer Elisabethstraße oldu.
Sokakta Türk işletmelerinin yoğunluğu hemen fark ediliyor. Tabelalar, dükkânlar, esnaf ve sokaktaki hareketlilik bana Hamburg’daki bazı Türk mahallelerini hatırlattı.
Ancak burası Kiel.
Temel’in yıllardır yaşadığı, doğup büyüdüğü Gaarden.
Sokakta ilerlerken insanların Temel’i tanıması, selamlaşması ve kısa sohbetler etmesi dikkatimi çekti. Siyasetçinin seçim döneminde insanlarla karşılaşması elbette olağan. Fakat burada başka bir durum vardı. Temel insanlara kendisini tanıtmıyordu; birçok insan onu zaten tanıyordu.
Kısa süreliğine Inter Türkspor Başkanı Suat Demirel’le de karşılaştık. Aynı zamanda bölgede esnaflık yapan Demirel’le yapılan kısa sohbet, Elisabethstraße’nin yalnızca ticaret yapılan bir sokak olmadığını da gösteriyordu.
Aslında Elisabethstraße tek başına ayrı bir yazının konusu olabilir.

Nesimi Temel (sağda), okulun karşısında yıllardır tamamlanmayı bekleyen “yarım köprü”yü HamburgHaber Yayın Sorumlusu Ahmet Durmuş’a gösterirken.
Okulun karşısındaki köprü
Daha sonra yeni açılan bir okulu ziyaret ettik.
Okuldan çıktığımızda tam karşıda dikkatimi çeken bir yapı vardı: Henüz tamamlanmamış köprü.
Temel bana bu köprünün Gaarden’ın doğusu ile batısını birbirine bağlayacak önemli bir bağlantı olduğunu anlattı. Bölgede halk arasında “yarı köprü” olarak adlandırılıyor.
Benim açımdan o anda köprü yalnızca bir ulaşım projesi olmaktan çıktı.
Çünkü Gaarden’ın doğusu ile batısı arasındaki bağlantıya bakarken, aslında mahallenin ve Kiel’in farklı bölümleri arasındaki ekonomik ve sosyal farkları da düşünmeye başladım.
Bir tarafta Gaarden.
Göçmen nüfusun yoğun olduğu, geçmişten bugüne temizlik, güvenlik, uyuşturucu, konut ve sosyal sorunlarla sık sık gündeme gelen bir mahalle.
Diğer tarafta ise kentin refah düzeyi daha yüksek bölgeleri.
İşte bu köprü, benim gözümde iki bölgeyi yalnızca fiziksel olarak birbirine bağlayacak bir yapı değil, aralarındaki mesafeyi azaltma umudunun da bir sembolü haline geldi.
Köprünün tamamlanmasıyla insanlar daha kolay geçecek. Ama asıl soru şu:
İki taraf arasındaki sosyal ve ekonomik mesafe de azalacak mı?
Bunun cevabını elbette bir köprü tek başına veremez.
Ama bazen bir kentin geleceğe bakışını anlamak için büyük projelerden çok, böyle bir yapının hangi iki bölgeyi birbirine bağladığına bakmak yeterlidir.
Gaarden’ın başka yüzü
Günün ilerleyen saatlerinde Kiel Merkez Tren İstasyonu çevresine gittik.
Burada karşılaştığım görüntü ise okul ve köprü çevresinden tamamen farklıydı.
Uyuşturucu kullanan insanların bulunduğu alanlar, çevredeki bakımsız görüntüler ve güvenlik konusundaki endişeler, Gaarden’da konuştuğumuz sorunların yalnızca siyasi söylemlerden ibaret olmadığını gösteriyordu.
Temel burada da insanlarla temas kurdu, karşılaştığı kişilerle konuştu ve bölgedeki sorunları anlattı.
Bir süre sonra şunu düşünmeye başladım:
Bir siyasetçinin kendi bölgesini anlatması başka, kendi bölgesinin sokaklarında onunla birlikte yürümek başka.
Söyleşide anlatılan sorunların bazılarını sahada görmek, anlatılanların arka planını daha iyi anlamanızı sağlıyor.
Fareler ve çöp meselesi
Gaarden’da ayrıca son dönemde gündeme gelen fare sorununu da konuştuk.
Bu konu öylesine gündeme gelmiş bir mesele değil. NDR de Gaarden’daki fare ve çöp sorununu özel bir NDR Story çalışmasının konusu yaptı.
Temel ise bu konuda yalnızca konuşmakla kalmıyor. Mahallede el ilanları dağıtarak insanları çöplerin doğru şekilde atılması ve sorunun çözümüne katkı sağlanması konusunda bilgilendiriyor.
Benim açımdan burada önemli olan nokta şu:
Bir mahallenin sorunları bazen çok büyük siyasi projelerden önce, günlük hayatın en basit ayrıntılarında ortaya çıkıyor.
Bir çöp poşeti, bir sokak köşesi, bir apartmanın çevresi…
Ve ardından fareler.
Bunlar küçük gibi görünen ama insanların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen meseleler.
Temel’in Gaarden’ı
Nesimi Temel’le yaptığım söyleşide en sık duyduğum cümlelerden biri, Gaarden’ın onun için yalnızca bir seçim bölgesi olmadığıydı.
Burada doğmuş.
Burada büyümüş.
Burada yaşamış.
Dolayısıyla Gaarden’a bakarken bir siyasetçinin seçim bölgesine baktığı gibi bakmıyor. Kendi çocukluğunun geçtiği sokaklara bakıyor.
Belki de bu nedenle güvenlik, temizlik, konut, eğitim ve gençler gibi konuları anlatırken söylediklerinin arkasında kişisel bir bağ hissediliyor.
Bu elbette onun siyasi hedeflerini değiştirmiyor. Sonuçta Temel bir siyasi parti adayı ve 2027 Schleswig-Holstein Eyalet Meclisi seçimlerinde seçilmek için çalışıyor.
Ancak saha gezisinde dikkatimi çeken şey, kampanyasının yalnızca afişlerden ve toplantılardan ibaret olmamasıydı.
Sokağa çıkıyor.
İnsanlarla konuşuyor.
Sorunları dinliyor.
Ve kendi ifadesiyle, Gaarden’ın sorunlarını daha üst siyasi düzeye taşımak istiyor.
Bir köprüden daha fazlası
Gaarden’dan ayrılırken aklımda en çok okulun karşısındaki o yarım köprü kaldı.
Çünkü bir gazeteci olarak bazen bir gün boyunca duyduğunuz onlarca cümleden daha fazlasını tek bir görüntü anlatabiliyor.
Bir tarafta okul.
Karşısında tamamlanmayı bekleyen köprü.
Köprünün ötesinde Gaarden’ın diğer bölümü.
Ve daha ileride kentin ekonomik olarak daha güçlü kesimleri.
Belki de o köprünün gerçek anlamı tamamlandığında ortaya çıkacak.
Sadece insanların bir taraftan diğerine geçmesini sağlayacak bir yapı mı olacak?
Yoksa Gaarden’ın kentin geri kalanıyla arasındaki sosyal, ekonomik ve yaşam kalitesi farkının da azaltılmasına katkı sağlayan bir bağlantıya mı dönüşecek?
Bunu zaman gösterecek.
Ama Gaarden’da geçirdiğim bir günün sonunda şunu daha iyi anladım:
Bir mahalleyi anlamak için bazen bir siyasetçinin karşısında oturup soru sormak yetmiyor. Onunla birlikte sokağa çıkmak, insanlara bakmak, yolları yürümek ve sorunların bulunduğu yerlere gitmek gerekiyor.
Benim için Nesimi Temel’le gerçekleştirdiğimiz bu saha gezisinin asıl değeri de buydu.
Gaarden’ı dinlemekten çok, Gaarden’ı yerinde görmek.


