Türkçe Basın-Yerel Basın

Nihat ERCAN

(TGH Onursal Başkanı)
ni.ercan@googlemail.com


Türkçe Basın-Yerel Basın

Bundan yaklaşık yarım yüzyıl öncesine giderim Türkçe basın konusunun her gündeme gelişinde. Türkçe gazete, dergi ve kitap gibi yazılı bir şeyler bulmak olanaksızdı. Türkiye´den gelen kimi duyarlı yakınlarım, yanlarında bana hediye olarak Cumhuriyet Gazetesini, ya da bir dergiyi getirirlerdi. Uzunca bir ayrılıktan sonra kavuşulan bu dostlarla söyleşi birkaç günde biterdi. Ancak hep raftaki yerini alırdı, şayet çantaya girip benimle dolaşmıyorsa! Kimi yazıların kaç kez okunduğunu ben bilemezdim. Üniversite giriş sınavına girmeden öncesinde de Cumhuriyet Gazetesi elimdeydi her zamanki gibi. İlk sayfaya göz atarak hemen 2. sayfaya “Cumhuriyet Üniversitesi”ne ve de “Pencere”den başımı uzatıp İlhan Selçuk‘a günaydın derdim.

Derken Merkezi Garda bir büfede satılır oldu bizim gazeteler. Oradan 1 Mark verir alırdım gazeteyi. Tarihi mi, kimi zaman üç, kimi zaman haftalık olurdu elimdeki dost, olsun dostun eskisi de iyi değil midir?!

Abone oldum gazete ve dergilere, dergiler tektiler ama günlük gazetenin üçü beşi birlikte gelirdi. Yorumlarda sorun yoktu da haberin bayatı çekilmiyordu, okunmuyordu.

Almanya’da çıkmaya başladı gazeteler, Cumhuriyet bile çıktı ama toprağından suyundan mıdır bilinmez, yaşamı kısa sürdü. Diğer gazeteler uzun yıllar yaşadılar. Özellikle Hürriyet Gazetesi, Almanya sayfalarıyla işlevini sürdürdü; oralarda ya haber olduk ya yorumlar yazdık ta ki havuzda boğulana dek.

Doğruyu söylemek gerekirse, bu dönemlerde yerel basına pek önem veren yoktu, bizim çevrelerde de. Kimi dernekler gazetemsi, dergimsi bir şeyler çıkarmayı denemiştir. Biz de denedik Türkolog K. Liebe Harnkort‘la birlikte milattan önce (1970’li yıllar), ancak açlıktan ya da tokluktan olmasa bile ilgisizlikten çok yaşatamadık, 3. sayıda bitti gitti. Bir daha da benzer girişimlerde bulunma cesareti gösteremedim.

Hamburg kentinde nüfusumuz 100 binleri buldu, kimi becerikli gazeteciler yerel olarak gazete ve dergiler çıkarmaya başladılar. Bu yayın organları ancak reklam gelirleriyle yaşayabiliyorlar. Okuyucu sayıları belirsiz; eline geçirebilen, ilgi duyan, reklam verenler okuyorlar. Hele bir de kendi resimlerini görenler, isimlerinden söz edilenler mutlaka bulup yanlarından ayırmıyorlar. İşin doğrusu da bu işte; kendisinin, çevresinin, kentinin, semtinin haberleri görünür olunca ilgilenme de, bilgilenme de, destek de görüyor yerel basın.

Böylece toplumsallaşma, anadilini okuma, anlama, iletişim artıyor, gelişiyor. İlk bakışta görülmesi zor olan kılcal damarları Türk toplumunu yaşatıyor, özgüvenini artırıyor, var olduğunun bilincine ulaştırıyor, çoğunluk toplumu içinde kendini buluyor, huzur buluyor özgürleşerek; barışçıl toplumun gelişmesine katkısını sağlıyor.

Eğreti, zoraki, aşağılık duygusuyla ezik, silik kimliksizlikten kurtuluyor, yaşadığı toplum içerisinde eşit birey olarak yaşam yolunda yürüyor.

Bunu sağlayan, ateşleyen, ivmeleyen anadili Türkçe, onun da taşıyıcısı, en derinlere inen, ilmik ilmik ören; hava gibi, güneş ışınları gibi sessizce ve sürekli besleyen, büyüten, yaşatan yerel basındır; yerel tiyatrolar, Türkçe yayın yapan radyolardır.

Ne mutlu Türkçe ses bayrağını yükselten Basın, Yayın, Kültür kuruluşlarına! Selam olsun onlara!


+Yazarın tüm yazıları

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir