Hamburg Limanı’ndaki tarihî Lagerhaus G’de Cumartesi günü düzenlenen anma töreninde Nazi zulmünün kurbanları anıldı. Türk tiyatrosunun öncü ismi Afife Jale’nin adını taşıyan sahne açıldı. Sanat, eğitim, göçmenlerin toplumsal katılımı ve uluslararası anma kültürü için yeni projeler tanıtıldı.
HAMBURG – Hamburg Limanı’ndaki tarihî Lagerhaus G’de geçmişin acılarıyla geleceğe yönelik umutlar bir araya geldi. Nazi döneminde esirlerin tutulduğu ve zorla çalıştırıldığı binada, 25 Ekim 1944’teki bombardımanda hayatını kaybeden insanlar anıldı. Anma programının en dikkat çekici gelişmesi ise Türk tiyatrosunun öncü kadın sanatçısı Afife Jale’nin adını taşıyan yeni sahnenin açılışı oldu.
24 Ekim 2026 tarihinde duyurulan girişimler, tarihî binanın yalnızca geçmişin acılarını hatırlatan bir mekân olarak kalmamasını, sanatın, eğitimin ve toplumsal buluşmanın merkezi hâline gelmesini hedefliyor.
25 Ekim 1944: Lagerhaus G’de yaşanan trajedi
Lagerhaus G, Nazi döneminde Neuengamme Toplama Kampı sistemine bağlı Dessauer Ufer dış kampı olarak kullanıldı. Avrupa’nın farklı ülkelerinden getirilen insanlar burada esir tutuldu ve ağır koşullarda zorla çalıştırıldı.
25 Ekim 1944’te Hamburg Limanı’na yönelik hava saldırısı sırasında binanın ağır hasar gördüğü ve çok sayıda mahkûmun hayatını kaybettiği belirtiliyor. Tarihsel anlatımlarda ölü sayısının 200’e ulaşmış olabileceği ifade edilse de kesin rakamın araştırılması gerekiyor.
Burada yaşananlar, Nazi rejiminin insanları özgürlüklerinden mahrum bırakan ve onları insanlık dışı koşullarda çalıştıran sisteminin acı sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Lagerhaus G’nin tarihi, Avrupa’nın farklı ülkelerinden getirilen insanların yaşam öykülerini de bir araya getiriyor. Yahudi kadınlar, İtalyan askerî enterne edilenler, Hollandalı sivil direniş mensupları ve başka ülkelerden sürgün edilen insanlar, bu tarihsel hafızanın parçalarını oluşturuyor. Yaklaşık 25 ülkeyi kapsayan tarihsel geçmiş, bombardımanda hayatını kaybeden herkesin aynı ülkelerden geldiği anlamına gelmiyor.
Afife Jale’nin adı Hamburg’da yaşayacak
Anma töreniyle birlikte açılan Afife Jale Sahnesi, programın kültürel açıdan en anlamlı gelişmelerinden biri oldu.
Türk tiyatrosunun öncü isimlerinden Afife Jale, kadınların sahneye çıkmasının önündeki engellere karşı mücadele etti. 1920 yılında sahneye çıkarak Türk tiyatro tarihinde önemli bir yer edindi. Onun adını taşıyan bir sahnenin Hamburg’daki tarihî bir binada açılması, sanatın özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle bağını hatırlatan sembolik bir adım olarak öne çıktı.
Açılış kapsamında Afife Jale’nin yaşamından esinlenen tiyatro çalışmasının ön gösterimi de gerçekleştirildi. Oyunculuk, müzik ve sahne sanatlarını bir araya getiren çalışma, yeni sahnenin gelecekteki kültürel faaliyetlerine ilişkin ilk işaretleri verdi.

Dita Kraus’un acı hatırası: 15 yaşında esaret
Lagerhaus G’nin geçmişiyle bağlantılı isimlerden biri de Edith “Dita” Kraus oldu.
Kraus, kendi anlatımına göre 1944 yılında henüz 15 yaşındayken burada esir tutuldu ve zorla çalıştırıldı. 12 Temmuz 1944’teki 15. yaş gününü de bu binada, esaret koşulları altında geçirdiğini Lagerhaus G Heritage Foundation Direktörü Güven Polat’a bizzat anlatmıştı.
2025 yılında hayatını kaybeden Kraus’un, tarihî binanın yalnızca geçmişte yaşanan acıları hatırlatan bir yer olarak kalmamasını istediği aktarıldı. Onun hayali, çocukların, gençlerin ve ailelerin sanat, eğitim ve kültürle buluştuğu yaşayan bir merkez oluşturulmasıydı.
Afife Jale ile Dita Kraus’un yaşam öyküleri farklı tarihsel koşullara dayanıyor. Ancak her iki hikâye de insan onuru, özgürlük ve gençlerin kendi geleceklerini belirleyebilmesi üzerine düşünmeye çağırıyor.
Sanat ve eğitim için yeni akademiler
Lagerhaus G’de tanıtılan girişimler, binanın gelecekteki işlevini de ortaya koyuyor. Tiyatro, müzik ve diğer sanat dallarında çocukların ve gençlerin yeteneklerini geliştirebilecekleri akademilerin kurulması planlanıyor. Böylece tarihî mekânın yeni kuşaklara eğitim ve kültür yoluyla ulaşması amaçlanıyor.
AG Migration & Participation adıyla oluşturulan eylem ve danışma grubu ise göçmen kökenli insanların bilgi, deneyim ve uzmanlıklarını toplumsal yaşamın farklı alanlarına taşımasını hedefliyor. Çalışmaların Hamburg sınırlarının ötesine uzanması da planlar arasında yer alıyor.
Freundeskreis Lagerhaus G & F bünyesinde geliştirilen girişimle göçmenlerin Almanya’daki anma kültürüne daha etkin katılması ve karar süreçlerinde söz sahibi olması amaçlanıyor. Bunun yanı sıra insanların kendi göç hikâyelerini, deneyimlerini ve topluma katkılarını kendilerinin anlatabileceği katılımcı bir göç ve göçmenlik müzesi projesi üzerinde çalışılıyor.
Türkiye ile bağlantılı tarihî izler araştırılacak
Lagerhaus G Heritage Foundation’ın önem verdiği konulardan biri de kurbanların kimliklerinin ve yaşam öykülerinin araştırılması. Hamburg’daki Nazi dönemi ölüm kayıtlarında İstanbul, Ankara, Kars ve İzmir gibi bugün Türkiye sınırları içinde bulunan şehirlerde doğmuş kişilerin de yer aldığı belirtiliyor.
Bu kayıtların incelenmesi, Türkiye ile Hamburg arasındaki tarihsel bağlantıların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Vakıf, geçmişte zulme uğrayan insanların ailelerinin ve sonraki kuşaklarının araştırma ve anma çalışmalarına doğrudan katılmasını da destekliyor.
Hollandalı çifte “Dostluk Abidesi” onuru
Programın özel anlarından biri, Hollanda’nın Harlingen kentindeki Protestan Grote Kerk kilisesinin papazı Teunard G. van der Linden ile eşi Coby’ye “Dostluk Abidesi” onursal unvanının verilmesiydi.
Lagerhaus G Heritage Foundation tarafından takdim edilen unvanın, çiftin vakfın amaçlarını benimsemesi, çalışmalarına destek vermesi ve uluslararası dostluğa katkıları nedeniyle verildiği belirtildi.
Çiftin teşekkürlerini Türkçe sunması da etkinliğin dikkat çeken anları arasında yer aldı. Bu anlamlı jest, farklı ülkelerden, kültürlerden ve inançlardan insanların ortak insani değerler etrafında buluşabileceğini gösterdi.
İnsanlık ve vicdan gelecek kuşaklara aktarılacak
Lagerhaus G’de geliştirilen çalışmalar, yalnızca geçmişte yaşanan zulmü hatırlatmayı değil, en karanlık dönemlerde başkalarını korumak için sorumluluk üstlenen insanları da görünür kılmayı amaçlıyor.
Hollanda’daki Nieuwlande ve Fransa’daki Le Chambon-sur-Lignon gibi yerleşimler, Nazi zulmünden kaçan insanlara yardım eden toplulukların tarihsel örnekleri arasında bulunuyor. Bu dayanışma hikâyeleri, insanların ağır koşullarda bile başkalarının hayatını kurtarmak için harekete geçebildiğini gösteriyor.
Vakıf, tarihî binayı uluslararası bir anma, eğitim, sanat, kültür ve toplumsal buluşma merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Bu anlayışın merkezinde göçmenlerin toplumsal kararlara katılması, ailelerin kendi tarihlerini anlatabilmesi ve gençlerin sanat ile eğitim yoluyla potansiyellerini geliştirebilmesi bulunuyor.
Lagerhaus G’de verilen mesaj açık: Geçmişi unutmamak, yalnızca yaşananları anlatmakla sınırlı kalmamalı. İnsanlara kendi hikâyelerini anlatma fırsatı vermek, toplumsal yaşama katılımlarını güçlendirmek ve ortak geleceği birlikte şekillendirmek de bu sorumluluğun bir parçası olmalı.

Hamburg’daki tarihî Lagerhaus G’de Nazi kurbanları anıldı. Afife Jale Sahnesi açıldı; sanat, eğitim ve göçmen katılımı projeleri tanıtıldı.

