Hamburg’un Reeperbahn semtinde, Anadolu ve Türk mutfağını temsil eden Mercan Mirza Ateş ile İtalyan mutfağı alanında faaliyet gösteren Sabri Şentürk’ün 34 yıllık dostluğu, yılların eskitemediği bağların güzel bir örneği. Bir sohbet sırasında tanıklık ettiğim bu samimi an, bana dostluğun ve vefanın değerini bir kez daha hatırlattı.
Biri Anadolu ve Türk mutfağının, diğeri İtalyan mutfağının temsilcisi… İki dost, 34 yılın biriktirdiği anılarla aynı masada.
♦♦♦ Ahmet DURMUŞ
HamburgHaber – Bazen bir fotoğraf çekersiniz ama aslında yalnızca bir anı değil, koca bir hikâyeyi kaydedersiniz. Benim için Reeperbahn’daki Antep Gülbaba Köz Restaurant’ta tanık olduğum bu an da öyleydi.
Restaurantın sahibi, Elazığlı Mercan Mirza Ateş ile Malatyalı dostu Sabri Şentürk’ü izliyordum. Yaklaşık 40 yıldır gastronomi sektöründe emek veren Mercan, Anadolu ve Türk mutfağını yaşatırken Sabri, İtalyan mutfağı alanında faaliyet gösteriyor. İki ayrı mutfak, iki ayrı meslek yolculuğu ama onları birbirine bağlayan 34 yıllık bir dostluk…
Sohbetlerine kulak misafiri olduğumda geçmişten söz ettiklerini, geleceğe dair düşüncelerini paylaştıklarını gördüm. Bir an kahkahalar yükseliyor, bir başka an yüzlerine yılların hatıralarını taşıyan tatlı bir sessizlik çöküyordu. O anlarda yalnızca iki eski dostun sohbetini değil, birlikte yaşanmış yılların izlerini de görüyordum.
34 yıl önce Hamburg Ticaret Odası’nda (Handelskammer) başlayan bu dostluk, bugün hâlâ aynı sıcaklıkla devam ediyordu.
İnsan ister istemez düşünüyor: Hayatın telaşı içinde nice insanla tanışıyoruz. Aynı iş kolunda çalışıyor, aynı sofralara oturuyor, aynı başarıların peşinden koşuyoruz. Peki, kaç dostluğu 34 yıl boyunca aynı samimiyetle sürdürebiliyoruz?
Onları izlerken gözümden hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyordum. Birbirlerine bakışları, kahkahaları, zaman zaman sessizliğe bürünen yüzleri… Sanki her biri, geride kalan yıllardan bir anıyı yeniden canlandırıyordu. O anı bölmek, sohbetlerinin akışını bozmak istemiyordum. Ama bu güzel anların yalnızca benim belleğimde kalmasına da gönlüm razı değildi.
Yanımda oturan meslektaşım Yaşar Yıldırım’a dönerek, “Şuradan bir kare fotoğraf çeker misin?” dedim.
İstedim ki o an, o samimiyet, o yılların içinden süzülüp gelen dostluk bir fotoğraf karesinde yaşasın. Çünkü bazen bir fotoğraf, uzun uzun anlatmaya çalıştığınız duyguları tek başına anlatabilir.
Belki de beni bu kareyi çektirmeye iten tam olarak buydu. İnsanların giderek yalnızlaştığı, ilişkilerin zaman zaman çıkarlar üzerinden kurulduğu günümüzde, 34 yıldır aynı sevgi ve içtenlikle sürdürülen bir dostluğa tanıklık etmek insana umut veriyor.
Mercan Mirza Ateş ile Sabri Şentürk’ün hikâyesi yalnızca iki gastronomi ustasının dostluğu değil. Aynı zamanda farklı mutfakları, farklı birikimleri ve yaşam deneyimlerini paylaşırken birbirine değer vermenin hikâyesi.
Özellikle gastronomi sektörüne yeni adım atan gençlerimizin bu dostluktan öğreneceği çok şey olduğuna inanıyorum. Mesleğinde başarılı olmak elbette önemli. Ancak yıllar sonra da aynı masaya oturabilmek, içtenlikle gülebilmek ve geçmişi aynı sıcaklıkla hatırlayabilmek de en az başarı kadar değerli.
O gün Reeperbahn’da yalnızca iki dostun fotoğrafını çektirmedim. O kareye emeği, vefayı, güveni ve yılların eskitemediği bir arkadaşlığı da sığdırmak istedim.
Dilerim bu dostluk daha nice yıllar sürer. Dilerim onların hikâyesi, birbirimizi tanımaya, anlamaya ve değer vermeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde daha çok insana ulaşır.
Çünkü bazı dostluklar anlatılmayı hak eder. Bazı fotoğraflar ise bize hâlâ güzel şeylerin mümkün olduğunu hatırlatır.

