Hamburg’da 23 Nisan: Koltuk Değil, Gelecek Bir Çocuğa Emanet Edildi

Hamburg’da 23 Nisan’da bir makam koltuğu sadece devredilmedi; çocukların sesi, hayalleri ve barış çağrısı o koltukta hayat buldu. Azra Sarıer’in sözleri salonda duygu dolu anlar yaşattı.

♦♦ Ahmet Durmuş

HamburgHaber – 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Hamburg’da düzenlenen törende, bir makam koltuğu bir günlüğüne sadece el değiştirmedi… O koltuk, çocukların hayallerine, sözlerine ve geleceğe olan inancına emanet edildi.

23 Nisan sabahı, Hamburg Başkonsolosluğu’nun duvarları alışılmış resmi cümlelerden biraz daha farklı bir sesle yankılandı. Bu kez kürsüde bir diplomat değil, gözleri umutla parlayan bir çocuk vardı: Azra Sarıer.

Başkonsolos Berati Alver’in “Emirlerinizi bekliyoruz” sözleriyle devrettiği koltuk, aslında bir sembolden çok daha fazlasına dönüştü. O an, bir çocuğun sadece konuşma yaptığı değil; duyulduğu, ciddiye alındığı ve temsil edildiği bir ana dönüştü.

Azra’nın sesi küçük ama söyledikleri büyüktü.

İki dilin, iki kültürün içinde büyüyen bir çocuk olarak kendisini tarif ederken, aslında Hamburg’daki yüzlerce, binlerce çocuğun ortak hikayesini anlattı. “Türkçe konuşan, Almanca düşünen” bir neslin sesi oldu. Kimliğin sadece bir kelime değil, korunması gereken bir değer olduğunu hatırlattı.

Ama o gün salonda asıl dikkat çeken şey, bir çocuğun ne kadar “doğru” konuştuğu değil; ne kadar “gerçek” konuştuğuydu.

Azra, hayaller kurdu.

Üniversite öğrencileriyle küçük çocukları bir araya getirecek atölyelerden söz etti. Dijitalleşen bir dünyada insanların işlerini kolaylaştıracak projeler istedi. Hamburg ile Türkiye arasında köprüler kurulmasını hayal etti. Ve tüm bunları söylerken, çocukça bir saflıkla değil; şaşırtıcı bir bilinçle konuştu.

Sonra bir an geldi…

Sözleri sadece salondakilere değil, dünyanın başka köşelerindeki çocuklara ulaştı.

Savaşın, açlığın ve gözyaşının ortasında büyüyen çocukları unutmadığını söyledi. Atatürk’ün “Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözünü hatırlattığında, salonda kısa bir sessizlik oldu. Çünkü o cümle artık bir ezber değil, bir çocuğun kalbinden çıkan bir dilekti.

Belki de programın en dokunaklı anı bundan sonra yaşandı.

Azra ve kardeşi Yüsra, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezbere okumaya başladığında, zaman adeta yavaşladı. Her kıta, sadece bir şiir değil; bir hafıza, bir bağ ve bir kimlik gibi yankılandı salonda. Bazı gözler doldu, bazı başlar öne eğildi.

Çünkü o an, herkes aynı şeyi düşündü:
Bu çocuklar sadece geleceğimiz değil… Aynı zamanda hafızamız.

Programın sonunda Azra’ya takılan küçük bir rozet vardı. Türk bayraklı, sade bir rozet… Ama o gün o rozet, bir ödülden çok bir anlam taşıyordu. Bir çocuğun ciddiye alınmasının, sözünün değer görmesinin ve onurlandırılmasının sembolüydü.

Başkonsolos Berati Alver’in sözleri ise bu duyguyu tamamladı. 23 Nisan’ın sadece bir bayram değil, kuşaklar arasında taşınan bir miras olduğunu vurguladı. Kendi çocukluğuna giderken aslında herkesin çocukluğuna dokundu.

Ama belki de o günün en güçlü mesajı hiç söylenmedi.

Sadece hissedildi.

Bir çocuğa söz verdiğinizde, aslında geleceğe söz verirsiniz.
Ve bir çocuğu dinlediğinizde, dünya biraz daha yaşanabilir bir yer olur.

Azra Sarıer, Başkonsolos Berati Alver’den temsili olarak makam koltuğunu devraldı.

Başkonsolos Berati Alver (solda) ve Eğitim Ataşesi Mustafa Ekici, masada konuşma yapan Azra Sarıer’i dinlerken.

Azra Sarıer’e Türk bayraklı rozetini Eğitim Ataşesi Mustafa Ekici taktı.

Azra ve Yüsra Sarıer kardeşler, program sonunda İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezbere okuyarak salonda duygusal anlar yaşattı.


İlgili Haber

Hamburg’da İstiklal Marşı Yankılandı: Öğrencilerden Duygu Dolu Performans

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir