/* */
 

Alman Maliye Bakanı Lindner yargının kıskacında

Almanya’da savcılık, hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan Alman Maliye Bakanı Christian Lindner hakkında ön inceleme başlattı.

Bir bankadan konut kredisi alırken yolsuzluk yaptığı iddia edilen Almanya Maliye Bakanı ve liberal çizgideki Hür Demokrat Parti’nin (FDP) genel başkanı Christian Lindner hakkında başsavcılık inceleme başlattı. Federal Başsavcılık, inceleme sonrasında Lindner hakkında soruşturma açıp açmayacağına karar verecek.

Alman basınında yer alan haberlere göre, başsavcılık inceleme sonunda soruşturmaya karar verirse Lindner’in dokunulmazlığının kaldırılması için başvuruda bulunabilir.

Tagesspiegel gazetesine açıklama yapan Başsavcılık sözcüsü, incelemenin yolsuzlukla mücadele için oluşturulan özel bir ekip tarafından yürütüldüğünü söyledi.

LİNDER HAKKINDAKİ İDDİALAR NE?

Haber portalı Spiegel’in Ekim ayında gündeme getirdiği iddialara göre Maliye Bakanı Lindner henüz bakanlık görevini üstlenmeden 2021 yılında Karlsruhe kentindeki bir bankaya ev satın almak ve yenilemek için kredi başvurusunda bulundu. Bir yıl sonra bakan olmasının ardından ise Lindner’in bankanın kuruluş yıl dönümü için banka yönetimine bir tebrik mektubu gönderdiği ve bu mektuptan kısa bir sonra da satın almak istediği evin arsası ile birlikte kredi başvurusuna onay çıktığı belirtiliyor.

Lindner’in avukatları ise iddiaları reddetti. Lindner’in konut finansmanı sürecinin bakan olmadan önce başladığını belirten avukatları, Lindner’in bir bankanın 100. yıl dönümü için tebrik göndermesinin görevinin bir parçası olduğunu savundu.

Spiegel’in haberine göre, Lindner’in Berlin’de satın almak istediği iki katlı evin maliyeti arsasıyla birlikte 2 milyon 800 bin euro. (DWTürkçe)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Alman iç istihbaratı: Ülkücü Hareket iç güvenliğe bir tehdit

Çar Oca 11 , 2023
Ülkücü Hareket'te şiddetin "amaca hizmet eden bir araç" olarak görüldüğüne dikkat çeken Alman iç istihbarat teşkilatı BfV, bu eğilimi iç güvenliğe yönelik bir tehdit olarak tanımladı.

İlgili Haberler