Alevi-Bektaşi geleneğinde aşurenin paylaşma, birlik ve dayanışma anlamı öne çıkarken, “matem” kavramının yanlış kullanımı. Aşurenin kültürel ve inançsal anlamı ile kullanılan dilin hassasiyeti yeniden gündeme getirdi.
HamburgHaber
HAMBURG – Muharrem ayı, Alevi-Bektaşi inancında yalnızca takvimin bir dönemi değil; hafızanın, vicdanın ve adalet arayışının yeniden hatırlandığı önemli bir zaman dilimidir. Kerbela’da Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının yaşadığı Kerbela olayı, yüzyıllardır matemle anılmakta; bu acının ardından kaynatılan aşure ise paylaşmanın, kardeşliğin ve dayanışmanın sembolü olmaktadır.
Aşure, çoğu zaman yalnızca bir tatlı olarak görülse de Alevi inancında bundan çok daha fazla anlam katmanı taşır. O, lokmadır; niyettir; paylaşmanın ve bereketin sembolüdür. Bu nedenle aşureyi yalnızca sofraya konulacak bir tatlı gibi değerlendirmek, taşıdığı manevi değeri eksik anlamaktır.
Aşure, usulüne uygun hazırlanır. Her malzeme gelişigüzel değil, taşıdığı anlam gözetilerek kazana girer. Kazan başında edilen dualar, gösterilen emek ve paylaşılan lokma, aşureyi sıradan bir yiyecek olmaktan çıkarır. Bu nedenle “yapmış olmak için” değil, anlamını bilerek, geleneğine ve inancına uygun şekilde hazırlanmalıdır. Muhallebi ya da herhangi bir tatlı gibi aceleyle yapılan bir tarif değil; ortak hafızanın ve kültürel mirasın yaşatıldığı özel anlam atfedilen bir lokmadır.
Bir kazanda buluşan farklı malzemeler nasıl birbirini tamamlıyorsa, toplumun farklı renkleri de aynı hoşgörü ve saygı içerisinde bir arada yaşayabilmelidir. İşte aşurenin verdiği en güçlü mesaj budur.
Ne var ki, böylesine derin anlamlar taşıyan günlerde kullanılan dil de en az verilen mesaj kadar önemlidir.
Kuzey Almanya Beşiktaşlılar Derneği’nin düzenlediği “Aşure Programı”ndan sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarda yer alan “Matem gününü kutluyoruz” ifadesi, birçok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Matem, sözlük anlamıyla yas demektir. Yas kutlanmaz; yas paylaşılır, anılır ve hissedilir. Kutlama genellikle bayram, sevinç ve başarı durumları için kullanılır. Matem ise daha çok saygıyla idrak edilir.
Elbette bu ifadenin bilinçli bir tercih değil, dil sürçmesi veya dikkatsizlik sonucu yapılmış bir hata olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak toplumun ortak değerlerine ilişkin yapılan açıklamalarda kullanılan her kelimenin ayrı bir ağırlığı vardır. Özellikle farklı inanç ve kültürlere saygıyı esas alan kurumların bu hassasiyeti gözetmesi beklenir.
Bugün bu tür günlerde toplumsal birlik ve saygı vurgusu ön plana çıkmaktadır. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek, acıyı paylaşmak, lokmayı bölüşmek ve birbirimizin inançlarına saygı göstermek… Kerbela’nın bizlere bıraktığı en önemli miraslardan biri de budur.


