Hamburg Fenebahçe Derneğinde Bir Kahvaltıdan Fazlası-1

Ahmet Durmuş
Ahmet Durmuş

info@hamburghaber.de

f X W

Hamburg Fenebahçe Derneğinde Bir Kahvaltıdan Fazlası: Basın, Dernekler ve Birbirimizi Dinleme Kültürü

Bazen bir kahvaltı sofrası, uzun açıklamaların ve resmî toplantıların anlatamadığını anlatır. Önemli olan aynı masaya oturmak değil, o masada birbirimizi gerçekten dinleyebilmektir.

Hamburg Fenerbahçeliler Derneği’nin Schenefeld’deki lokalinde düzenlenen kahvaltılı basın buluşması, benim açımdan sıradan bir davetten çok daha fazlasıydı. Çünkü bu kez yalnızca bir derneğin faaliyetlerini dinlemek, sorular sormak ve açıklamaları haberleştirmek için değil; basın ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiyi, beklentileri ve zaman zaman ortaya çıkan iletişim sorunlarını açıkça konuşmak için bir araya geldik.

Hamburg’da yıllardır gazetecilik yapan biri olarak şuna inanıyorum: Bir şehirde basın ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişki, yalnızca etkinlik davetlerinden, açılışlardan, kutlamalardan ve yayımlanan haberlerden ibaret olmamalıdır. Bu ilişkinin temelinde karşılıklı güven, açık iletişim ve gerektiğinde eleştiriye tahammül bulunmalıdır.

Schenefeld’deki buluşmanın benim için asıl önemi de buydu.

Aynı masada olmak, aynı düşünmek demek değildir

Hamburg Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Mustafa Çömlek ve yönetim kurulu üyeleriyle yapılan görüşmede, derneğin çalışmaları kadar geleceği de konuşuldu. Yaklaşan seçimli genel kurul, yönetimde yer alacak yeni isimler, derneğin 25. yıl kutlaması, Fenerbahçe’nin 2027’deki 120. kuruluş yılı ve gençlere yönelik spor projeleri gündeme geldi.

Elbette Fenerbahçe ve Türk futbolu da konuşuldu. Özellikle 3 Temmuz süreci ve Türk futbolunda yıllardır tartışılan meseleler hakkındaki değerlendirmeler, dernek yönetiminin gündeminde önemli bir yer tutuyordu.

Ancak benim dikkatimi çeken, konuşulan konuların kendisi kadar, bu konuların nasıl ele alındığıydı.

Bir dernek yönetimi, gazetecilerden belirli konulara daha fazla yer vermelerini bekleyebilir. Basının bazı gelişmeleri yeterince gündeme taşımadığını düşünebilir. Bu, ifade edilmesi son derece doğal bir beklentidir.

Gazetecilerin de bu beklentilere karşı kendi mesleki sorumluluklarını anlatması gerekir.

Çünkü aynı masada oturmak, aynı düşünmek anlamına gelmez. Birbirimizi dinlemek, birbirimizle aynı fikirde olmak zorunda olduğumuz anlamına da gelmez.

Asıl mesele, farklı düşünceleri konuşabilecek bir ortamı koruyabilmektir.

Gazetecinin görevi, beklentileri karşılamak değil; kamuoyunu bilgilendirmektir

Toplantıda yönelttiğim sorulardan biri, Hamburg’da Fenerbahçe adıyla genç sporcular yetiştirecek bir altyapının veya spor projesinin neden hayata geçirilmediğiyle ilgiliydi.

Fenerbahçe gibi geniş bir taraftar kitlesine sahip bir kulübün Hamburg’daki temsilciliğinin, taraftarları bir araya getirmenin yanında gençleri spora yönlendirecek projeler geliştirip geliştiremeyeceğini merak ediyordum.

Dernek yönetimi, böyle bir çalışmanın ciddi bir bütçe, zaman, insan kaynağı ve gönüllü desteği gerektirdiğini anlattı. Mevcut koşullarda bir spor okulu kurmayı kesin bir hedef olarak açıklamanın doğru olmayacağını da ifade etti.

Bu yanıt, üzerinde düşünülmesi gereken bir konuyu ortaya koyuyor: Sivil toplum kuruluşlarından beklentilerimiz ne olmalı ve bu beklentiler hangi imkânlarla karşılanabilir?

Her derneğin profesyonel bir spor kulübü kurmasını bekleyemeyiz. Her kuruluşun bütün toplumsal sorunlara çözüm üretmesi de mümkün değildir. Ancak kuruluşların kendi imkânlarını, üyelerinin birikimini ve çevreleriyle kurdukları ilişkileri değerlendirerek yeni projeler geliştirmeleri elbette mümkündür.

Gazetecinin görevi de bu soruları sormaktır.

Bir soru sorulduğunda amaç mutlaka bir eksik bulmak veya karşı tarafı zor durumda bırakmak değildir. Bazen yıllardır konuşulmayan bir konuyu gündeme getirmek, bazen bir kurumun geleceğine ilişkin düşünceleri öğrenmek, bazen de kamuoyunun merak ettiği bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerekir.

Gazetecilik, yalnızca yapılan çalışmaları duyurmak değildir. Yapılmayanları, neden yapılmadığını ve bundan sonra nelerin yapılabileceğini de sorabilmektir.

Devamı: Hamburg Fenebahçe Derneğinde Bir Kahvaltıdan Fazlası-2

Uzun süreli başkanlık ve değişim meselesi

Bir kahvaltı sofrasında başlayan sohbet, aslında basın ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkinin çok daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini gösterdi. Peki, bir dernek basından ne beklemeli, gazeteci hangi sorumlulukları taşımalı ve kurumlar geleceğe hazırlanırken değişime ne kadar açık olmalı?

Yazının ikinci bölümünde, 25 yıllık başkanlık ve basınla ilişkilerden 25 yıllık dernek birikiminin geleceğe taşınmasına kadar uzanan değerlendirmeler. Okumak için  Tıklayın: Hamburg Fenerbahçeliler Derneğinde Bir Kahvaltıdan Fazlası – 2 

 

Saha Yağmurlu, Gençler İstekli: Harburg Türkspor’dan Derneklere İlham Olacak Bir Hikâye

Hamburg Fenerbahçeliler Derneğinde Bir Kahvaltıdan Fazlası – 2