Halk arasındaki kimi sözler ve sözcükler, zaman ne kadar geçerse geçsin güncelliğini korur.
Çocukluktan başlayan, anlamlarını algılamalarımız ve yaşadığımız sürece de etkilerini silemediğimiz “Yabancı, bizden değil, öteki” gibi içimizi burkan, acıtan, duygularımızı karartan sözcükler ne yazık ki sıkça duyulur.
Yetişkinler arasında kullanılan bu sözcükler, kimi zaman çok olumsuzluklara neden olur, kötü sonuçlar doğurur. Bu yaklaşımların ve ön yargıların nedeninin, aileler ve halk tarafından ÖTEKİLEŞTİRMENİN ÇOCUK yaşlarda beyinlere yerleştirilmesinden kaynaklandığı düşünülemez mi?
Hamburg’da okulların açılmasıyla çok farklı ülkelerden gelen; kültürleri, dilleri, dinleri ve cilt renkleri farklı olan çocuklardan oluşan bir sınıfta, diğer öğrencilerin siyahi bir çocukla sınıfta oturmak ve oynamak istememesi hem öğretmeni hem de kimi aileleri düşündürmüş. Bu konuda öğretmenin öğrencileriyle ve kimi anne babaların çocuklarıyla konuşup çocukların kucaklaşmasını sağladıkları haberini duymak ne güzel. Hem böyle öğretmenleri, hem böyle aileleri ve yöneticileri KUTLUYORUM.
Cildinin, fiziksel yapısının, dininin, dilinin, kültürünün ve kimliğinin farklılığını olumsuzluk olarak göstermeyi bırakıp, ÖTEKİLEŞTİREREK değil de farklılıkları bir zenginlik olarak görüp göstererek, çocuk yaştayken anlatılsa, insanların mutluluğuna hizmet edilmiş olunur; huzurun, hoşgörünün tohumları atılır, sevgi büyür sanırım!
Sevgiden iyi ilaç, sevginin açamayacağı kapı var mı yaşamda?

